HALLSTATT, SEN GERÇEK MİSİN?

Ah Hallstatt ah… Nasıl güzel bir yermişsin sen! Hala adının yazılışını Google’dan kontrol etsem de seni hafızamıza işledik orası ayrı 🙂

Başlangıcımız Almanya Romantik Yol idi; fakat, fark ettik ki Münih’ten Salzburg ve Hallstatt çok yakın. İşte o zaman evde ‘Allaaaaaaah’ niraları patladı. Şu sürekli gazetelerin seyahat eklerinde çıkan, ağzımızın suyunu akıtan görmeden ölmeyin denilen, yok Avrupa’nın rüya köyleri sıralamasında yerini alan Hallstatt’ı da görmüş olacaktım. Ben coşmayayım da kim coşsun.

Biz araba kiraladığımız için Hallstatt’a tren ya da otobüs ulaşımı hakkında bilgim yok açıkçası. Eğer sizde de araç var ise buraya gelirken Avusturya’nın ne kadar yeşil bir ülke olduğunu fark edeceksiniz. Her yerde su, her yer orman… Harika bir coğrafyaya sahip bu ülke. Hele bizim gibi paralı yollardan kaçınır iseniz (pintilik değil aile bütçesine katkı diyelim 😉 ) İsviçre-Almanya-Avusturya sınırındaki muhteşem köylerin içinden geçecek, o bakımlı çiftliklere ve milka ineklerine hayran kalacaksınız 🙂

Eh haydi yahu Hallstatt’ı gezelim diyorsanız, buyrun başlayalım 🙂 Bu köy Avusturya’nın ‘Göller Bölgesi’nde yer alıyor – Salzkammergut diye tabelalarda göreceksiniz – En eski tuz madenine ev sahipliği yapıyor ve tabiki UNESCO’nun Dünya Mirasları Listesinde yer alıyor. Ben Hallstatt’ı öğreneli çok olmadı ama Çin’de eyaletin birinde Hallstatt’ın bir kopyasını inşa etmişler 🙂 Zaten buraya gelince Çin ve Japon turistdaşlarımızın köyün nüfusundan sayıca daha fazla olduğunu fark edeceksiniz. Adamlar maşallah gezmedik yer bırakmıyor 🙂

Neyse gelelim bizim bu cennet köydeki yarım günümüze. Navigasyonunumuz Aylin hayat kurtardığı için, köyün adını yazdık ve manzaranın tadını çıkara çıkara geldik, nereden nasıl gelinir, cevabım yok açıkçası. Hallstatt’a geldiğinizde, 4-5 tane otopark göreceksiniz, bunlardan birine arabanızı park edin ve mis gibi dağ havasını içinize çekin. Hava yağmurluydu şansımıza ama bu kadar yeşil bir doğayı da yağmursuz düşünmek imkansız sanırım.

Hallstatt Gölü’ne giden yol ve göl manzarası, meşhur fotoğraflarda gördüğümüz asıl turistik yer ama park ettiğiniz yerlerden geçerken de göreceksiniz dağın yanına yaslanmış 2 katlı üçgen çatılı evler bir harika. her yer yemyeşil… Evlerin arasından sular akıyor, hepsinin bakımlı bahçeleri insanda huzur hissi yaratıyor.

İşte uzaktan Hallstatt’ın bir kısmını aşağıdaki fotoğrafta görebilirsiniz. Hava güzel ve güneşli ise tekne turu yapın mutlaka 😉 Haziran ayında gittik ama güneşe denk gelemedik. Gölde tekne şart olduğundan her eve ait bir tekne var sanırım, teknelerini park ettikleri yerler bile çok sevimli, baksanıza 🙂

Köyün girişinden kendimizi gölün kenarına bırakıp yürümeye başladık, neredeyse yerel halktan kimseyi görmedik. Biz turistler ve dükkan sahipleri köye yetip artıyoruz bile sanırım. Acaba buranın yerlileri sıkılıyor mudur bu kadar insandan diye düşünmedim değil. ‘Neyse empati yapmanın zamanı değil gözünü, gönlünü doyur Didem kızım’ dedim ve dünyanın en mutlu insanı olarak elimde şemsiyem, yanımda eşim köyü turladık durduk.

Evler ve doğa Karadeniz’de ki ortamı anımsattı bana, burasının göl etrafında konumlanması ve evlerin bakımlılığı ayrı bir atmosfer sunuyor tabi ama mis gibi yerde yaşıyor insanlar burası kesin 😉

Havanın yağmurlu olması beni bir açıdan üzdü açıkçası; çünkü, köyün içinde geleneksel kıyafet kiralayan bir dükkan olduğunu ve belli bir ücret karşılığında bu kıyafetlerden giyerek Hallstatt’ta fotoğraf çektirildiğini duymuştum. Dükkan zaten yol üstünde hemen buluyorsunuz. Ama hava yağmurlu ve serin olduğu için benim hayaller suya düştü. Dükkan içinde kıyafetleri giyip foto çekilebilir miyiz dedik ama dükkanda o tür bir alan yoktu. Biz de artık kısmet diyerek, köyün tadını çıkarmaya baktık.

Aşağıdaki fotoğraf da Hallstatt’ın güzeller güzeli meydanından çekildi dostlar. Hava yağmurlu olmasaydı, kafelerin önüne atılmış sandalyeler olacaktı, siz bir de öyle hayal edin 😉 Ortam çok güzel değil mi? Evler, çatıları, balkonları, çiçekleri ?

Eveeeeeeet şimdi gelelim hepimizin bir yerlerden gördüğü meşhur Hallstatt fotoğrafına 🙂 Bu manzara meydanı filan geçip köyün sonuna doğru ilerlediğiniz zaman karşınıza çıkacak. Zaten uzaktan fotoğraf makineleri, telefonların havada uçuştuğu bir alan göreceksiniz, bilin ki doğru yerdesiniz 🙂

Kışı, baharı, yazı bambaşka güzel görüntüler sunuyordur eminim. Bu manzarayı seyredin, görüntüyü içinize çekin. Fotoğraf çekmek için oldukça oyalandık burada ama sonra bir de kendimiz için seyrettik manzarayı 😉

Bu arada ‘Karnımız acıktı ne yapalım,ne yiyelim?’ diyorsanız restoran ve kafeler var ama bizce oldukça pahalı 🙁 Yine de bir göz atın derim. Biz gölün yanında bir büfe bulup orada bir şeyler atıştırdık. Atıştırırken de köyün üst tarafında kalan kiliseyi gördük, haydi dedik tırmanalım. Aşağıdaki fotoğraf da Hallstatt’ın kilisesinden efendim, buyrunuz… Kiliseye çıkmışken bir de köyün manzarasını yukarıdan seyredin 😉

Bu arada Hallstatt’ta şunu fark ettik: yazının başında da dediğim gibi buraya turist akını olduğu için sanırım yerliler artık sıkılmış. Çoğu evin önünden geçerken banklarının, kapılarının önünde ‘Private’ yazıyordu. Yani kişiye özel diyerek gerekli uyarı yapmışlar, Türkçesi dangul dungul girmeyin demek 🙂 Haksız da sayılmazlar sanki…

Tepelerden aşağı inerken tekrar kendimizi güzel meydanda bulduk. Tekrar bir tur attık ve istemesem de dönüş yoluna geçtik.

Manzara seyretmeyi ister istemez bırakamıyorsun burada, dünya kadar fotoğraf çekmişiz, her adımı fotoğraflamışız sanırım 🙂 Bazı yerlere tekrar gelirim dersiniz ya Hallstatt kesinlikle bu tarz yerlerden birisi, ufacık tefecik ama tekrar tekrar gezilir 😉 Göller bölgesi veya Salzburg taraflarında iseniz mutlaka zaman ayırın, çok yakın. Biz yarım günde gezdik; çünkü, sırada Salzburg vardı gezilecek ama konaklamak isterseniz de birkaç otel mevcut burada. Ben 1 gece de olsa kalmak istermişim sanırım. Ayrılması zor geldi de 🙂

Yarım gün de olsa, Hallstatt’ı görmüş olduk, listemize bir tik daha attık. Kesinlikle geldiğinize pişman olmayacaksınız, oldu gittiniz pişman mı oldunuz? Gelin tartışalım, orta yolu bulalım 🙂

Haydi şimdi Salzburg’a !

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın