ESKİŞEHİR GÜZEL DE YA ÇEVRESİ? :)

İkizler 3 yaşını bitirmek üzere, ilk 1.5 sene zordu, 2 tane olmaları, mizaçları vs. derken çok da bir şey yapamadık açıkçası. Hala seyahat açısından iyi performans sergileyememek ile birlikte, bahar ve yaz ayları Eskişehir çevresini keşfedelim dedik.

Malum Eskişehir klasik Anadolu şehri yani çok yeşil çok mavi görmek mümkün değil. Yine de keşfettiğimiz güzel yerler var, beklentiniz yüksek olmasın, amaç çocuklar ile gezmek, piknik yapmak, temiz hava almak ise az sonra sıralayacağım yerleri dikkate alın derim 🙂 Hep aynı şehir parkları ve kalabalığından sıkıldıysanız, hastalık vs. yüzünden oyun alanları sizi ürkütüyor ve bu yerlerde başınız şişiyorsa, değişik olsun bu haftasonu diyorsanız, e haydi termosları hazırlayın, çocukların ihtiyaçlarını doldurun çantanıza ve listeme göz atın 🙂

  1. SAKARIKARACAÖREN

Sakarıkaracaören, Alpu’ya bağlı, en sevdiğim yerlerden biri. Şehirden 1.5 saate yakın sürüyor, nehrin yanında ılıman bir havası var. Çoluk çocuk yok ya da büyükler ise sandalyenizi nehrin yanına atın ve kitabınızı okuyun.

Köy çeşmesinin hemen yanında ufacık bir köy bakkalı var, hemen oradan sağa dönüp köyün içini de gezin derim, bizim köyler tabi yurtdışından çok çok farklı olarak ne yazık ki bakımsız ve eski; hatta virane denilebilir. Ama bu köy diğer yazacağım yerlere göre çok çok iyi durumda.


2. GÜRLEYİK ŞELALESİ

Gürleyik Şelalesi, Mihalıççık ilçesinde, Eskişehir’e 120 km uzaklıkta bir doğa harikası bence. Nallıhan yolu üzerinde yer alıyor, az ötesi Ankara Beypazarı zaten 🙂 Bu nedenle bahar ve yazları hem Ankara’dan hem Eskişehir’den bol bol geleni var. Çok çok geniş bir alanı olmadığı için kalabalık sizi ve haliyle çocukları boğabilir. Ayrıca kamp yapmaya gelenler de çok.

Biz çocuklar yokken bir haftasonu gidip keşfetmiştik; çocuklar olunca tekrar gidelim dedik bu sefer yaz mevsimi idi ve mangal kokusu ile insan kalabalığından nefes alamaz olduk. Şelaleye de girilebiliyor olması -doğal bir havuz gibi alanı var- bu kalabalığa çoşkuyu ekliyor 🙂 Bu sefer Kasım ayında gittik ve kimse yoktu, sararan yapraklar, suyun temizliği ve peşimize takılan kediler derken ortama bayıldık.

Şelalenin etrafında herhangi bir tesis yok, giriş ücretsiz ama park ettiğiniz anda biri çıkıp park ücreti istiyor. Aklınızda olsun. Yolun kenarında kendi köy ürünlerini satan teyzeler oluyor. Bir de şelaleye girişte solda un değirmeni var, yaz kış bir amca tarafından işletiliyor.

Dediklerine göre artık mangal yasaklanmış ki bence de çok doğru bir karar, sandviçleri, meyveleri kapıp gitmelik. 1,5 saat gidilip ferahlamak için süper bir yer bence.

3. YAZILIKAYA

Han ilçesine bağlı Yazılıkaya köyünde bulunan Midas anıtı ve Friglerden kalan arkeoloji kalıntıların arasındayız. Frig vadisi aslında Eskişehir-Afyon-Kütahya arasına yayılıyor. Midas anıtı, üzerinde yazılardan dolayı yerel halk arasında Yazılıkaya adını almış. Şehre yaklaşık 90 km uzaklıkta yer alıyor. Anıta çıkmadan önce, köyün girişinde soluklanabileceğiniz bir köy kafesi var.

Midas Anıtı / Yazılıkaya

Biz burada Kemal’i zor zapt ettik. Frigler çoluk çocuk nasıl yaşamış bilmem.

4. HEKİMDAĞ – TANDIR

Tandır benim en sevdiğim yerlerden biri. Köy gibi köy. Tavuğu, ineği, yeşilliği ve ormanı ile. Merkezden yarım saatte Hekimdağ’dasınız. Köy çocuklarının arasına salın çocukları azıcık nefes alın. Daha sonra atlayın arabaya 20 dk sonra Tandır’dasınız.

Burada bir okul var, benim kız okula dalıp mutfağında zeytin yemişti, oğlan da okul bahçesinde koştururken biz de dinlenmiş olduk. Okul görevlileri ile tanışıp sohbet ettik.

Şimdi de Tandır2dan fotoğraflar geliyor. Burası yavaş yavaş ev dolmaya başlayan bir yer. Umarım bozulmaz. Emekli olup haftasonları gelmek için ev yapan, arsa alan oldukça fazla kişi ile tanıştık. Hatta biri çocuklara bir koli yumurta hediye etti 🙂

5. EĞRİÖZ – BEHÇETİYE – SAMRI

Samrı aslında Bilecik iline bağlı ama 1 saat uzaklıkta olduğu için rotanıza alabilir, ayrıca yol üstünde Eğriöz ya da Behçetiye’ye uğrayarak park molası verebilirsiniz.

Eğriöz

Samrı, şehre 45 km uzaklıkta. Tam bir köy. Çok eski ama dokusu bozulmamış evler ile dolu. Kapı önünde oturan teyzelerden öğrendiğimiz üzere köye fotoğraf çekimi için gelen çok oluyormuş. Biz de bol bol fotoğraf çekip köy çeşmesinin başında soluklandık. Daha doğrusu, çocuklar su ile oynarken ben onlara yemek yedirdim 🙂 Karınları doyunca sokak aralarına daldık, onlar koştu biz yakaladık.

köy bakkalı
Samrı Çeşme Manzarası

6. MAHMUDİYE – ÇİFTELER

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir